Türkiye’de bulunan bir taşınmaz, boşanma sürecinde önemli malvarlığı sorunlarına yol açabilir. Özellikle evlilik sırasında satın alınan bir taşınmazın tapuda yalnızca eşlerden birinin adına kayıtlı olması halinde, diğer eşin herhangi bir hakkının bulunup bulunmadığı sıkça gündeme gelir.
Burada taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkı ile eşler arasındaki mal rejiminden doğabilecek hakların birbirinden ayrılması gerekir. Taşınmazın tapuda yalnızca bir eş adına kayıtlı olması, diğer eşin boşanma sonrasında herhangi bir malvarlığı talebinde bulunamayacağı anlamına gelmez.
Taşınmaz kime aittir?
Taşınmazın mülkiyeti bakımından öncelikle Türk tapu sicilinde kimin malik olarak kayıtlı olduğuna bakılır.
Örneğin taşınmaz yalnızca kocanın adına kayıtlıysa, tapu siciline göre kural olarak malik kocadır. Ancak bu durum, eşinin mal rejiminin tasfiyesi kapsamında herhangi bir hak talep edemeyeceği anlamına gelmez.
Bu nedenle özellikle taşınmazın ne zaman ve hangi şekilde edinildiği ile eşler arasında hangi mal rejiminin geçerli olduğu önem taşır.
Evlilik sırasında satın alınan taşınmaz için ne geçerlidir?
Türk hukukunda, eşler farklı bir mal rejimini seçmemişse yasal mal rejimi kural olarak edinilmiş mallara katılma rejimidir.
Edinilmiş mal, eşlerden birinin mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerlerini ifade eder. Bu kapsamda, evlilik sırasında satın alınan taşınmazlar da kural olarak edinilmiş mal kapsamında değerlendirilebilir.
Dolayısıyla bir taşınmaz evlilik sırasında satın alınmış ve bedeli evlilik süresince elde edilen gelirlerle karşılanmışsa, tapuda yalnızca eşlerden birinin adına kayıtlı olsa dahi mal rejiminin tasfiyesi sırasında dikkate alınabilir.
Boşanma durumunda ne olur?
Boşanma ile birlikte eşler arasındaki mal rejimi sona erer ve evlilik süresince edinilen malvarlığı, yasal veya sözleşmeyle belirlenen kurallara göre tasfiye edilir.
Türk Medeni Kanunu uyarınca kural olarak her eş, diğer eşin artık değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı hakkına sahiptir. Ancak somut hesaplamada eşlerin edinilmiş ve kişisel mallarının yanı sıra mevcut borçların ve diğer malvarlığı unsurlarının da dikkate alınması gerekir.
Bu nedenle boşanma durumunda “Ev kimin?” sorusu yalnızca tapu kaydına bakılarak cevaplanamaz.
Taşınmaz evlilikten önce satın alınmışsa ne olur?
Taşınmaz evlilikten önce edinilmişse, kural olarak ilgili eşin kişisel malı olarak değerlendirilebilir.
Bununla birlikte, bu durumda da bazı özel durumların ayrıca değerlendirilmesi gerekir. Örneğin evlilik sırasında taşınmaza ortak gelirlerden yatırım yapılmış olması veya taşınmaz için kullanılan bir kredinin evlilik süresince ödenmiş olması önem taşıyabilir.
Bu nedenle hukuki değerlendirme her zaman somut olayın koşullarına göre yapılmalıdır.
Miras veya bağış yoluyla edinilen taşınmazlarda durum nedir?
Eşlerden birinin evlilik sırasında miras yoluyla veya karşılıksız olarak edindiği malvarlığı değerleri de kural olarak kişisel mal niteliğindedir. Bu durum Türk Medeni Kanunu’nun 220. maddesinde düzenlenmiştir.
Örneğin bir taşınmaz eşlerden birine ailesi tarafından devredilmiş veya miras yoluyla intikal etmişse, öncelikle bu taşınmazın kişisel mal kapsamında olup olmadığı değerlendirilir.
Bununla birlikte, evlilik sırasında taşınmaza yapılan katkılar, ödemeler veya taşınmazın değerinde meydana gelen artışlar ayrıca hukuki değerlendirmeyi gerektirebilir.
Taşınmazın kendisine ne olur?
Diğer eşin mal rejiminden doğabilecek bir alacağa sahip olması, otomatik olarak taşınmazın ortak maliki olacağı anlamına gelmez.
Mal rejiminin tasfiyesinde çoğu durumda söz konusu olan, para alacağıdır. Türk hukukunda bu alacağın kural olarak para üzerinden yerine getirilmesi söz konusu olabilir; bazı durumlarda ve belirli şartlar altında malvarlığı değerlerinin devri de gündeme gelebilir.
Taşınmazın devredilmesi, satılması veya yalnızca tasfiye sırasında alacak hesabında dikkate alınması, somut olayın özelliklerine ve mevcut mülkiyet ile mal rejimi ilişkisine bağlıdır.
Almanya’daki bir malvarlığı ile bağlantılı olarak ne olur?
Almanya-Türkiye bağlantısı bulunan evliliklerde ayrıca hangi ülkenin mal rejimi hukukunun uygulanacağınınbelirlenmesi gerekir.
Almanya ve Türkiye ile bağlantısı bulunan her evlilikte otomatik olarak yalnızca Türk mal rejimi hukukunun uygulanacağı söylenemez. Eşlerin vatandaşlıkları, mutad meskenleri, evliliğin yapıldığı tarih ve varsa hukuk seçimi veya evlilik sözleşmesi, uygulanacak hukukun belirlenmesinde önem taşıyabilir.
Özellikle Almanya’da evlenen ve Türkiye’de taşınmaz sahibi olan eşler bakımından, boşanma halinde doğabilecek hakların yalnızca Türk tapu kaydına bakılarak değerlendirilmemesi gerekir.
Kontrol Listesi:
☐ Taşınmaz Türk tapu sicilinde kimin adına kayıtlı?
☐ Taşınmaz ne zaman edinildi – evlilikten önce mi, evlilik sırasında mı?
☐ Taşınmazın satın alma bedeli nasıl finanse edildi?
☐ Evlilik sırasında ortak gelirler veya krediler taşınmazın alımı ya da ödemeleri için kullanıldı mı?
☐ Taşınmaz miras veya bağış yoluyla mı edinildi?
☐ Eşler arasında bir evlilik sözleşmesi veya mal rejimine ilişkin bir anlaşma var mı?
☐ Evlilik bakımından hangi ülkenin mal rejimi hukuku uygulanıyor?
☐ Taşınmaz dışında başka malvarlığı değerleri veya borçlar bulunuyor mu?
Bu nedenle bir taşınmazın boşanma sonrasında “kime ait olduğu” sorusuna tek bir cevap vermek mümkün değildir. Hukuki değerlendirmede özellikle taşınmazın edinildiği tarih, finansmanı, tapu kaydı ve evlilik bakımından uygulanacak mal rejiminin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Türkiye’de bir taşınmazınız bulunuyor ve Almanya’da veya Türkiye’de boşanma sürecinden mi geçiyorsunuz?
Taşınmazın boşanma ve mal rejiminin tasfiyesi bakımından doğurabileceği hukuki sonuçlar ile bu süreçte dikkat edilmesi gereken hususlar hakkında sizi bilgilendiriyoruz.
Bilgilendirme: Bu internet sitesinde yayımlanan yazılar yalnızca genel bilgilendirme amacı taşımakta olup, bireysel hukuki danışmanlık niteliğinde değildir. Bu içerikler, somut olayın ayrıca değerlendirilmesinin yerini tutmaz. İçerikler özenle hazırlanmış olmakla birlikte, sunulan bilgilerin güncelliği, eksiksizliği veya doğruluğu konusunda herhangi bir garanti verilmemektedir. Somut bir hukuki durumun değerlendirilmesi için zamanında bireysel hukuki danışmanlık alınmasını tavsiye ederiz.

